Atatürk :''Geldikleri Gibi Giderler''

      Mondros Antlaşması gereği Atatürk'ün komutanı olduğu Yıldırım Orduları Grubu ile 7. Ordu dagıtılınca Osmanlı hükümeti tarafından Atatürk istanbula çağrıldı.    13 Ekim 1918 günü, Adana treninden inip de Haydarpaşa Rıhtımı'na ayak basınca karşılaştığı manzara şudur: 55 düşman gemisi, zafer bayraklarını açarak İstanbul Limanı'na girmektedirler. Bütün karşı sahiller Rumların, Yahudilerin, Levantenlerin sarhoş çığlıkları ve palikarya naraları ile çınlar. Ama bu manzara karşısında, bu hava içinde, kılı bile kıpırdamadan:  "Geldikleri gibi giderler!" dedi. Nitekim bir gün geldi, bütün gemiler geldikleri gibi gittiler. Hem de onun gönderdiği askerleri selamlayarak... Sarhoş çığlıkları ise ebediyen sustu...

 

   Mustafa Kemal, İstanbul'daki durumu görünce, memleketin içine düştüğü felaketi daha iyi anladı. Memleketi içine düştüğü zor durumdan kurtarmak için çareler aramaya başladı. Padişahla, hükümetle, politikacılarla, özellikle eski silah arkadaşları ile görüşmeler yaptı. Herkeste bir bezginlik, yılgınlık, daha da kötüsü ümitsizlik vardı. Şimdi ne olacaktı? Halk ne yapacağını şaşırmıştı. Mustafa Kemal; padişah, hükümet ve politikacılarla olumlu bir iş yapılamayacağını anladı. Geriye sadece silah arkadaşları ve gerçek Türk milleti kalıyordu. 
   

   Güvendiği milletiyle Kurtuluş Savaşı'nı başlatmak için Anadolu'ya geçmesi gerekiyordu. Fakat işgal altında bulunan İstanbul'dan çıkıp Anadolu'ya gitmek çok zordu. Mustafa Kemal Anadolu'ya gitmek için çareler ararken aradığı fırsat ayağına geldi. Sinop'tan Batum'a kadar Kuzeydoğu Anadolu'da işi azıtan Rumlar, Pontus-Rum Devletini yeniden hortlatmak için yoğun çalışmalara girmişlerdi. Bu bölgede yaşayan Türkleri imha etmek ve korkutup kaçırmak için katliamlara başlamışlardı. Türkler, canlarını, mallarını, namuslarını bunlardan korumak için teşkilatlanmaya başlamışlardı. Bu durumdan tedirgin olan Rumlar, Türklerin kendilerini katlettiklerin haykırmaya başlamışlardı. Samsun, Merzifon gibi önemli yerleri işgal eden İngilizler, Rumların feryatlarına inandılar. Türkleri durduracak dirayetli bir komutanın bu bölgeye atanmasını Osmanlı Hükümeti'nden istediler. Mustafa Kemal, Osmanlı padişahının isteği ile bu bölgeye tayin oldu. 


  
Güvenliği tam olarak gerçekleştirebilmek için komuta bölgesindeki sivil makamlara emir verme yetkisini de aldı. Görev alanı Samsun, Trabzon, Sivas, Erzurum ve Van illeriydi. Ayrıca gerektiğinde komşu illerdeki komutan ve yöneticiler de emirlerini yerine getirmekle yükümlüydüler. Mustafa Kemal, İzmir'in Yunanlılar tarafından alındığı 15 Mayıs günü istanbul'dan Bandırma vapuru ile Karadeniz'e açıldı. 19 Mayıs günü Samsun'a çıktı. 


   Artık, Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı'nı başlatmak üzere Anadolu'daydı. Amasya Genelgesi'nin ardından Erzurum ve Sivas Kongreleri toplandı. Bu kongrelerde önemli kararlar alındı.


   Bu sırada düşmanlar Anadolu'da ilerliyor, yurt içinde gerici ayaklanmalar çıkıyordu. Sivas Kongresi'nde alınan kararların uygulanması gerekiyordu. Dağıtılan Meclis-i Mebusan'ın yerine Ankara'da hemen bir meclisin toplanmasına karar verildi.


   23 Nisan 1920'de Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi kuruldu, Mustafa Kemal de başkanlığa seçildi.


   Kısa sürede ayaklanmalar bastırıldı, dağınıklıklar giderildi. Ulusal güçlerimiz düzene sokuldu. Askerin ihtiyaç duyduğu silah ve cephane sağlandı. Halk varını yoğunu orduya verdi.


   Her cephede başarılı savaşlar yapıldı. 1 .ve 2. İnönü, Sakarya Savaşları derken sonunda Dumlupmar'da Başkomutanlık Meydan Savaşı ile düşmana son ve kesin darbe vurularak Büyük Zafer'e ulaşıldı.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !